22 Mart 2007 Perşembe

diz boyu pisliğin içinde...

cahilim, hayat cahiliyim. 5 dakika önce unuttum bildiğim herşeyi. yapabildim sandığım herşeyi koydum bir köşeye. şimdi kalbim parçalanıyor, yine kendime hakim olamıyorum. bıçakları kalbimde hissediyorum yine, bunu engellemenin hiçbir yolu yok. boğazım düğüm düğüm körleşti, iplerim ellerimden kayıp gitti. kontrolü kaybettim yine, yine lapa lapa karlanıyorum.

sadece gözlerimle değil başka yerlerimle de ağlamak isterdim, akıtabilmek için içimdeki pisliği. diz boyu pisliğin içindeyim, kaç defa yıkansam geçmez, içime işlemiş, kararmışım. hep koştum yetişebilmek için, şimdi durdum beklemek için, birşekilde bu hep bataklık. şansımı s.kiyim, daha iyi batabilmek için.

kaybolmak üzereyim eğer gelmezsen, buna bir dur demezsen. biliyorum kendi hayatın, yalnızca umutsuzluğun. ama benim umudumsun.

bir umut olduğunu, düşündün mü hiç?

cahilim, hayat cahiliyim.
yeter ki tut elimden, okut bana aşkı,
hayatı okut bana yeniden.

19 Mart 2007 Pazartesi

kesildim, sızıyorum.

sürekli kesiliyorum... söylediğim her söz, yazdığım her kelime... kesiliyorum. hepsi yarım yarım ortalığa dağımış çöpleniyorlar.

girişimlerde bulunuyorum, giriştiğimle kalıyorum. bazen kıvılcımlar yakıyorum, ellerimle kapatıyorum sönmesin diye, çakılıyorlar, kıvılcımları ben çakıyorum. tam parlamak üzereyken kesiliyorum.

bir sinyal oluyorum, ordan oraya iletiliyorum, sürtünürken sürtünürken kesiliyorum. lanet okuyasım oluyor çoğu zaman, ellerim avuçlarım kanayana kadar vurasım geliyor duvarlara, avcumu sıkıyorum, bir sigara yakıyorum, tüm damarlarımdan ben sızıyorum.

bir alkol, bir ağlamak geliyor içimden.

düşünelim şimdi bu şansla mı ilgili, kaderle mi, önümde duran bu masayla mı ilgili, gözlüklerimle mi? kaşların üstünde duran gözlerimle mi?

aspirinlerle sulanıyorum, alkolle kuruyorum. söylemenin hiçbir yolu yok!
yutkunuyorum.

15 Mart 2007 Perşembe

boşlukları görmek...


garip bir yarım kalmışlık bu. nereye ait olduğumu bilememek yıprattı beni bu güne kadar. dilimlenmiş bir kek nasıl yenirse öyle tüketiyorum zamanımı. yarım ankarada yarım eskişehir... boşluklarım trende veya boşluklarım otobüste.

"uzam aynı zamanda 'zamandır' zaman da 'uzam' "

bu cümleyi duydum bugün, bütün gün. halada duymaya devam ediyorum bir şekilde.

ait olmak nasıl birşey sanırım artık unutmaya başlamışım; bir şehre ait olmak, bir insana ait olmak, bir işe ait olmak... bir zamanlar ait olunan herşey itmeye başlıyor beni. bunlar boş laflar biliyorum, bunlar yalnızca yakınmalar.

büyük büyük boşluklar içimizde, karışık darmadağınık evimizde, her ne kadar düzenli olsa bile.

gözler artık bir şeyler görmek istiyor..!

14 Mart 2007 Çarşamba

"yutkunduğum sözcükler"

bir mart gecesi dünya ya geldim. 6 yaşında aşık oldum. 7 yaşında bir kız için kafatasımı sıraya çarpıp deldim. 8 yaşımdan itibaren, saçmalamaktan korktuğum için sustum, suskun oldum. ortaokulda yazı yazmaya başladım, platonik aşklarda boğuldum. lise de tiyatroya merak saldım, felsefeye daldım. reddedilişlerim, sevgilim ve sevişmelerim oldu. üniversitede sigaraya başladım, fotoğraflar çektim, sinemaya vuruldum. insanlar oldu anladığım ve insanlar oldu anlayamadığım. araba kullandım bazen ve arabam kullandı beni bazen. hiç bisiklete binmedim, bisiklete binmeyi öğrenmedim. bağırdığım haykırdıklarım oldu zaman zaman ve pişmanlıklarım oldu kendime ramen.

bağıramadıklarımsa yalnızlıklarım...
bağıramadıklarımsa yutkunduklarım...

hayata ve bana dair, bana ve sana dair...